Suskunuz… Hem de çığlık çığlığa bir suskunluk bizimkisi…Bu konuşacak bir şeyimiz olmadığından değil. Konuşmaya çalıştığımız şeylerin, alıştığımız yalnızlığımızdan uzaklaştırması aslında bizim korkumuz…İkimizde cesaret edemiyoruz. Öylesine alışmışız ki içimizde büyüttüğümüz yalnızlığımıza. Seviyoruz onu. Belki de yaşandığında yok olacağı korkusu bizi tereddütte düşüren. Kaybetmekten korkacağımız bize ait bir şey oluşturma kaygısı…Sen yapamadığın hamlenin, hayatın boyu inanmak istediğin değerlere sahip gibi gördüğün düzeni yok etme girişiminden başka birşey olmayacağını düşündün hep… Bense yılların verdiği bir alışkanlıkla içinde var ettiğim bana daha fazla acı vermemek için susmayı tercih ettim…İçimden çığlık atarak susuyorum… Susuyorum… İçimde o kadar güzelsin ki… Sana susuyorum…Demiştim ya “yüreğim susmayı öğreniyor”. Aslı yok. Sevdiğini anladığında içinde duyduğun çığlığın yankısı hiç bitmiyor. O hiç susmayacak… Her gün, her saat bana haykıracak, bağıracak, parçalayacak içimi. Benimse yüzümde o gülümsemem yer edinecek tekrar…Her soğuk üşütemediği gibi, her ateş de yakamazmış insanı… Üşüyorum; alev alev üşüyorum… Hani saatlerce sessiz, tek kelime etmeden sana bakışlarım var ya; gözlerinde beni ısıtacak olan anlamları yakalamaya çalışma çabamdan başka bir şey değil…Ve her yakaladığımda kaybettiğimi hissetmemden öteye gitmeyen bekleyişler… Ve her kaybettiğimde yeniden yakalama çabam…
İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında,seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın,dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam… Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam… Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp,bana baktığını hissediyorsam… Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa… İçtiğim çayın şekeri,sigaramın dumanı,kahvaltımın her lokması sen oluyorsan… Sokakta bana bakan her insan,yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa… Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam… O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam… Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle,bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam… Ve o enerjiyle günlerce hiç durmadan çalışabileceğimi duyumsuyorsam… Gün boyu saatleri,dakikaları sayıp ’neden geçmiyor bunlar’ diye hayıflanıyorsam… Ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam… Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam… Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüyorsam… Seninle ilgili planlar yapıyorsam… Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzeride dakikalarca düşünüyorsam… Yıllardır sevgililerin kullandığı klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam… Yinede bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam… Sevgimin coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam… Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı,yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, seninle düşünüyorsam… ‘hayatının en anlamlı şeyi ne’ diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam…
Sen benim için VAZGEÇİLMEZ olmuşsun demektir!!! (alıntı)
Sus gönlüm.Çok dile getirme.Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor,daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor. Sus gönlüm.Çok laf etme.Az söyle ki işimiz olgunlaşsın.Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın. Sus gönlüm.Bir elif miktarı sus.Az kaldı bahara.Dayan gönlüm.Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum.Beklemekten başka çare olsaydı,seni durdurmazdım…İnan bana…Ama yok.Başka çare yok.Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez,çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz… Sus gönlüm.Bu kışın bahara dönünceye kadar.Bu gece gündüz oluncaya kadar.Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar.Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar.Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus… Sus gönlüm.Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk’u buluncaya kadar.Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar,ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadınığını anlayana kadar sus… Sus gönlüm.Onun geleceğini görünceye kadar.Acının bala dönüştüğünü farkedinceye kadar.Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar. Sus gönlüm.Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler oluşuncaya,birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus. Sus gönlüm.Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus. Sus gönlüm.Her susuşun bir cevap olsun.Her susuşun,sabrın olsun.Her susuşun,duan olsun.İçten yakarışının adı olsun,susuşun.Bekleyişinin.umut edişinin,inancının,sevdiğinin vurgusu olsun,susuşun…
KALBİMDEKİ BU BÜYÜK KABUK BAĞLAMIŞ HER AN KABUĞUNUN DÜŞÜP KANAMAYA HAZIR YARANIN SEBEBİ HAYAT DEĞİL ÇEVREMDEKİ SEVGİ SÖZCÜKLERİYLE BENİ KANDIRAN İNSANLAR!!!
YOKLUĞUNDA NE ATEŞLERİ HASRETİMLE YAKTIMDA
BİR SENİ YAKAMADIM, BENİ YAKTIĞIN GİBİ
ÇÖLDE SU, MAHPUSTA GÜN, ORUÇTA EKMEK GİBİ BEKLEDİM SENİ
SENSE ARAYA KORKULAR KOYDUN.
YASAKLAR KOYDUN...
BİTMEZ TÜKENMEZ ENGELLER KOYDUN
ŞİMDİ NERDESİN DİYE SAKIN SORMA
SEN ÇAĞIRDIN DA BEN GELEDİM Mİ?